EdebiyatKültür

Elveda Sevgilim

Sevgilim,

Çok, çok özür dilerim…

Yıllarca çalıştım, didindim. Ellerim nasır tuttu, ayaklarım defalarca su topladı. Stresten dudaklarım uçukladı, gözlerim seğirdi. Fazla değil, üç beş kuruş için yaptım bunları. Bugüne kadar emeğimin hiçbir karşılığı girmedi cebime. Leyla’m, sevgilim; sen tuttun beni yıllarca ayakta. En tükendiğim noktada bana dayanak oldun, destek oldun. Halbuki ben seni hiç gezdiremedim kordonda; bir çay dahi içiremedim denize bakan çay bahçelerinde. İstediğin şeyleri almak şöyle dursun, ihtiyacın olan şeyleri bile güç bela aldım yahut alamadım. Yıllarca katlandın kahrıma, yatağa her yığılıp kalışımda erinmedin hep örttün battaniyeyi üstüme. Bağırdım, çağırdım ufacık nedenlerden ötürü sana. Haklı olsan da olmasan da. Kırdım seni, biliyorum. Buna rağmen beni hep anladın. Peki ben ne yaptım? Sana destek olmak yerine köstek oldum. Çalışmak istedin. Bana destek olmak, rahatlatmak istedin. Ben seni anlamadım, birazda korktum. Beni böyle mahveden seni ne hale getirirdi kim bilir? Yine sana bağırdım, çağırdım. Nihayetinde vazgeçirdim seni. Aldığım maaş bize yetmiyordu, farkındaydım. Düzelir sandım, düzeltebilirim sandım. Ne kadar aptal olduğumu şimdi görüyorum…

 

Suat’la Ayça doğduğunda dünyanın en mutlu insanlarından birine dönmüştüm fakat korkum daha da büyümüştü.

Daha sana bakamazken, bu güzeller güzeli iki yavruya nasıl bakacaktım? Böylece başladı açılmaya cebimdeki hiç kapanmayan delik, girilen banka ekstreleri ve ardı arkası gelmeyen krediler… Sen bizim minicik yavrularımızı büyütürken, onları yetiştirebilmek adına kendini paralarken ben ek mesailer aldım, almak zorunda kaldım. Böylece seni kendi yalnızlığına daha çok ittim.On altı yıl geçti. Koskoca on altı yıl… Yavrularımın ikisi de kocaman oldular. Öyle güzel yetiştirdin ki onları bu imkansızlıklar içinde, ne olursa olsun yollarından dirhem şaşmadan ikisinin de iyi yerlere geleceğinden; nerede, ne kadara, nasıl bir iş yaparlarsa yapsınlar insanlıklarını, merhametlerini, saflıklarını kaybetmeyeceklerine eminim…

 

Şimdi sana veda ediyorum sevgilim.

Zaten seni de bıktırdım artık. Evlatlarımla sen birbirinize kenetlenerek geldiniz bu günlere. Benim pek bir payım olmadı sizin yaşantınızda. Şimdi hiç bozmayın bu bağı, ben sadece bir simaydım sizin hayatınızda; beni günün birinde unutacaksınız mutlaka. Bu yüzden öbür tarafta üzülmeyeceğim, emin ol. Sen de üzülme bu mektubu okuduğunda. Sakın ağlama arkamdan. Buna değecek bir adam değilim. Yıllarca onun bunun tasmasını takıp çalıştırdığı bir köleyim sadece…

Zarfın içine cebimdeki son yüzlüğü koyuyorum. Kirasının dörtte birine yetmeyecek zaten bu para kaldığımız döküntünün. Bu parayla babamın yanına gidin. Seninle evlendiğimiz günden beri dargın bana ama yufka yüreklidir bilirsin. Açıkta bırakmaz sizi. Hatta sana ve evlatlarımıza benden çok daha iyi bakacağına, babalık yapacağına eminim.

 

Tekrardan çok özür dilerim sevgilim. Ben tükenme çizgisini aşalı çok oldu. Yıllarca süründürdüm sizi de tükenmişliğimde. Artık bu kötülüğü size yapamam…

Yaptığım daha doğrusu yapmadığım, yapamadığım her şey için çok üzgünüm…

Elveda…

Etiketler

Mehmet Akif Özgürer

17 Yaşında basit bir Türk genci.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı