Edebiyat

Hastalıklı Dünya

Bu dünya hastalıklı. Sanki doğan her çocuk bu sisteme ayak uydurmak üzere gönderilmiş robot gibiler. Özellikle şu zamanlarda bütün insanlık monoton bir düzene geçiş yaptı ve buna karşı durabilecek kimse yok. Bazen komplo teorilerine kayıyor aklım hani bu korona sanki kitle kontrol için yapılmış yapay bir virüs gibi ilk başlarda kitle imha olarak düşündüm fakat özellikle son durumlara baktığımızda bunun kitle imha olması daha yüksek bir ihtimal. Saçmaladığımı düşünenler olacaktır elbet fakat benim düşüncem bu ne kadar doğru ne kadar yanlış orasını bilemem. Şimdi gelelim dünyanın hastalıklı olduğu konulara.

İlk olarak istinasız her ebeveyn başaramadıkları hayallerini çocuklarının sorumluluğuna yüklüyor ve bunu yaptıklarının farkında değiller, belki başınıza gelmiştir aileniz
“Biz bunları senin iyiliğin için söylüyoruz sen başarılı ol diye söylüyoruz başarılı olursan bize faydan yok kendine yapacaksın bütün bunları.”
Aslında bir yönden haklılar evet bunları kendimiz için yapacağız ama bir çıkarınızın olmadığı kanaatine nereden varıyorsunuz? Basbayağı sizinde çıkarınıza geliyor çünkü, Kendiniz geçmişinizde belirli bir başarı kazanamamışsınız ve bunu bizim üstümüze yıkmaya çalışıyorsunuz bu biraz bencilce sizce de öyle değil mi?
Hemen bir başka konuya gelmek istiyorum eşitlikten bahsedelim neden her insanın eşit olması gerekiyor?
Evet şuanda halimden memnun değilim bizden daha iyi yaşayanlar var ama bu her zaman vardı. Ben eşitliğin sadece bir noktada olduğuna inanıyorum o da iyi kötü veya siyah beyaz olarak çünkü dünyanın dengesini belirleyen etmenler bunlar örneğin kötülük olmasaydı iyiliğin ne olduğunu bilmeyecektik aynı şey siyah beyaz içinde geçerli. İnsanların bu ütopik hayalini bir türlü anlayabilmiş değilim eşitlik denilen şey insanlar arasında olamaz neden mi? Şöyle anlatayım o zaman.
Mesela herkes eşit olsaydı rekabet ne olacaktı?
Başarma duygusunun tadını nasıl bilecektik?
Neyle mutlu olacaktık?
Biraz düşünün sizce de bunlar mantıklı değil mi? Bu konuyu geçelim şimdi kişisel görüşümün yer aldığı başka noktaya değinelim.
Sizce Bütün duyguların babası diyebileceğimiz şey nedir? Mutluluk mu? Hayır. Sevgi mi? Hayır. Öfke mi? Hayır. Bana göre bütün duyguların babası sayılabilecek tek şey acıdır. Neden mi? Hemen anlatayım.
Acı olmasaydı ne korkabilirdik, ne sevinebilirdik, ne öfkelenebilirdik, nede sevebilirdik. Basit bir örnek vereyim.
Hiçbir şekilde acı hissetmeyen birini düşünün. Kavga ediyor acı hissetmediği için saldırmıyor öfkelenmiyor kin beslemiyor çünkü bu zamana kadar o kadar darbe yemesine rağmen yapılanın kötü bir şey olup olmadığını idrak edemiyor. Basit değil mi? Negatif olan şeylerin bu dünya üzerinde hep var olması lazım bunu kafanıza sokun boş boş ütopik rüyalardan vazgeçin.
Son olarak bir soru soracağım sizce adalet bir eşya olsaydı hangi eşya olurdu?
Bana göre bir ayna olurdu çünkü, aynanın karşısında ne yaparsanız yapın yalan söylemez her şeyi olduğu gibi gösterir kandıramazsınız kendinizi bile kandırabilirsiniz fakat aynayı kandıramazsınız çünkü olan biten her şeyi anlık olarak hatasız bir şekilde karşınıza sunar o yüzden aynadan kaçamazsınız ve buda mutlak adaleti gözler önüne sermiş olur. Neyse bugünlük bu kadardı yarın bir anime önerisi gelebilir haber vereyim dedim.

Eren Demir

21 Yaşında bilgisayar programcılığı bölümü okuyan, anime izleyen, karantina günlerinde inanılmaz derecede can sıkıntısı yaşayan kendi halinde birisiyim. Bazen anime önerileri bazen deneme veya kafama ne eserse onu yazıyorum

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Secured By miniOrange