BiyografiEdebiyat

Eskici ve Oğulları (Orhan Kemal)

ESKİCİ ve OĞULLARI (ORHAN KEMAL)

Roman ve Yazar Hakkında :

         Eskici ve Oğulları 1962′de yayımlandıktan sonra Orhan Kemal romanın adını  “Eskici Dükkanı”  olarak değiştirmiş,  Roman 2. basımla birlikte bu isimle de tanınmaya başlamıştır. Eskici ve Oğulları romanı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 100 Temel Eser arasına alınmış ve tavsiye edilmiş, önemli bir romandır. Roman, toplumsal gerçekçi bir romancı olan Orhan Kemal’in bu görüşlerine uygun ve toplumsal gerçekçi düşünceye uygun sosyal roman türünde bir eserdir.  Sanat toplum içindir düşüncesi ile yazan Orhan Kemal, bu romanında çocukluk yıllarını geçirdiği ve çok yakından tanıdığı Çukurova, Ceyhan ve Adana’da yaşayan insanların fakirliğini, yaşam zorluklarını, hayat mücadelelerini realist bir yaklaşımla dile getirmektedir. Yazar, Eskici ve Oğullarında ekonomik koşulların nasıl da aile bağlarını zorladığını ele almıştır.

           Orhan Kemal’in yapıtının adının “Eskici ve oğulları” olması romanın bu üç kişi üzerine kurulmasını düşünmek gerekiyor. Aslında eskicinin Zeliha adında bir kızı da olmasına rağmen romanın adında bile onun adı, cinsiyeti yoktur. 1940’ların Türkiye’sinde ana geçim kaynağı toprak olan, pamuk olan Adana’da feodal kültürün, erkek egemen anlayışın yansıması kitabın başlığına da sinmiştir.

         Yine eskicinin bir adının olmayışı da dikkat çekici. Roman boyunca yapıtın odak figürü olan eskici “topal eskici” olarak adlandırılmıştır. Mesleği ve fiziksel özelliğiyle tanımlanmıştır.

         Anlatıcı, okurun odağının özellikle bu yönü seçmesini istemiştir. Eskici makineleşmeyle ve fabrikalaşmayla birlikte yaşamın ağır koşullarına direnen ve giderek emekçi olan  zanaatkar grubunu temsil etmekte, takma bacağı ise yine bir savaşın izi olarak ömür boyu yanında taşıyacağı bir yapay organ olarak kalacaktır. İşin kötüsü uğruna savaştığı ve bir bacağını verdiği o vatanda yaşayanlar ona hak etmedikleri şekilde muamele etmektedir. Bu durum eskicinin ağrına gitmektedir.

Eserdeki Kişiler ve Özellikleri :

Topal Eskici: Bir bacağını savaşta kaybetmiş, her gece içen, ağzı bozuk, sahibi olduğu dükkanda iki oğluyla çalışan bir ayakkabı tamircisi. Sonunu düşünmeden çabuk sinirlenen biridir, ağır sözler söylemekte, sonra da bu yaptığından pişman olmaktadır.

Anlatıcı eskiciye bir isim vermemiştir. Bir bacağını Trablusgarp savaşında kaybetmiştir. Savaştan döndükten sonra makineleşmeyle ve karşısında başka bir dükkan açan diğer eskiciyle  rekabet edemese de eski dükkanında kıt kanaat geçimini sağlamaya çalışır. Bacağının yokluğu, zengin bir sülaleden gelip yoksulluk içinde yaşamak zorunda kalışı, geçmişe duyduğu özlem, devletin kendisi gibi gazileri kayırmıyor oluşu, mahallelinin ve diğer esnafın alayları  onu  sinirli bir insan haline getirmiştir.

Bu üzüntüsünü ve ezilmesini, çevresine sürekli geçmişindeki şatafatlı yılları anlatarak, savaştaki kahramanlıklarını anlatarak kapatmak istemektedir.

Büyük oğul (Mehmet): Eskicinin büyük oğlu. Babasının kendisine, annesinin karısına karşı  hakaretlerine karşı suskun evli ve üç çocuklu birisi. Babası kendisini, annesi de sürekli karısını ezmektedir.  470 sayfalık yapıtta adı sonlara doğru bir kez geçmektedir. Anlatıcı, büyük oğlu adı hiç geçmeyen anne ve gelinle aynı çerçevede değerlendirmiştir. O, aynı kadınlar gibi saygı, gelenek ve benzeri adlandırmalar altında itiraz edemeyen, eline vurulup ekmeği alınabilen ve babası kendisini kovana kadar ağır şartlarda çalışmaya razı bir feodal toplum insanıdır.

Gelin : Sürekli kaynanasının hakaretlerine maruz kalan, Mehmet’in fedakar, sessiz karısıdır.

Ayşe: Mehmet’in 11 yaşındaki kızıdır. Bir ara halasının sevgilisi Ünal’dan hoşlanmıştır. Ergenlik dönemine geçişin izleri vardır. Cavit’in sürekli daha çok kayrıldığını düşünerek kendisini ispatlamak ihtiyacındadır.

Cavit: Mehmet’in küçük oğlu.

Bebek: Mehmet’in en küçük  çocuğu.

Ali: Eskicinin küçük oğlu. Babasına ve her türlü haksızlığa karşı sesini yükseltebilen, rest çekebilen sinirli ve gururlu bir çocuk. Eskici bariz biçimde bu çocuğunu kayırmaktadır. Ali’nin yaptığı hatalarda bile sesinin çıkmayacağını bildiğinden sürekli büyük oğlu suçlar.

Zeliha: Eskicinin kızı. Babasının kendisini ikinci plana attığını düşünmektedir. Tarlada Ünal’la sevgili olur.

Ünal: Eskici ve ailesini pamuk toplamaya getiren kamyonda muavindir. Sonradan onlarla dost olur. Muavinliği bırakır. Zeliha’nın sevgilisi olur.

Zeynep: Ali’nin tarlada tanıştığı ve sözlendiği kız. Sonra da hep birlikte şehre getirdiği kız.

Romanda Mekan ve Zaman: 

        Yapıtta dikkat çeken bir özellik de yer ögesinin sınırlı tutuluşudur. Dört  yer sayılabilir:

-Eskici dükkanı

-Topalın evi

-Adana’da yoksulların yaşadığı mahalleler

-Çukurova’da kütlü toplanan tarlalar

        Romanın mekanı Çukurova ve Adana civarıdır. Romandaki zaman ise 1945 ile 1950 li yılları kapsayan bir dönemdir. Bu dönemde Amerikan – Marshall yardımları başlamış, Demokrat Partinin iktidara gelmesi ile kol gücünün yerine makineler geçmeye başlamıştır. Bu sürece yenilen ırgatların ve işçilerin dramı ile romanın zamanı, mekanı ve sosyal yapı önemli bir uyum göstermektedir.

Anlatıcı Açısından: 

Anlatıcı psikoloji, sosyoloji, felsefe, folklor (halkbilim), ekonomi  ve yakın tarih gibi farklı disiplinlerden yararlanmıştır.

Romanda psikoloji ağır basmaktadır. Psikolojinin bu kadar yoğun olması toplumcu gerçekçi bu eseri propogandist tarzdan uzaklaştırmış daha gerçekçi ve okunası şekle koymuştur. Eskicinin topallığı ve takma bacakları özellikle vurgulanmakta, ona bir isim verilmemektedir. Bu isimlendirmeme anlayışının daha derin psikolojik çözümlemeler yapabilme gereksiniminden doğduğu düşünülebileceği gibi,  bu kişinin bir tip olarak, toplumda karşılığı olan bir tip olarak algılanmasının istenmiş olabileceği nedenine de bağlanabilir.

Mehmet’in kızı Ayşe’nin, kardeşi Cavit’e karşı gösterilen sevgiyi kıskanıyor olması, kendinden yaşça büyük olan halasının sevgilisi  Ünal’a karşı duyduğu platonik aşk özelinde, kadın erkek ayrımının yarattığı bunalımla ergenlik psikolojisinin yarattığı bunalımın iç içe geçmişliği görülür.

Eserde toplumbilimin verilerinden de yararlanılmıştır. Geniş ailelerdeki çatlaklar, mahalle yaşamı, ezilmişlerin birbirleriyle ilgili çekememezlikleri gerçekçi bir anlatımla “ezilen yüceltilmesi” anlayışından uzak biçimde sergilenmiştir. Mahallelinin yaklaşım tarzı ilginçtir. Tarlaya gitmeden önce sürekli çocuklarının okumuşluğuyla, iş sahibi  olmasıyla diğer komşularına psikolojik üstünlük kurmaya çalışan mahalleli, tarladan tüm paraları bitmiş ve sıtmaya yakalanmış olarak dönen komşularına yardım etmek için birbiriyle yarışır. Mahallelinin tüm acımasızlığına karşın böyle de bir yönü olduğu vurgulanmıştır.

Eskicinin camiye giden, dükkanını besmeleyle açan, dini değerleri olan bir insan olmasına rağmen parası olduğu günlerde rakı, olmadığında şarap içişi, yoksulluğun sorumlusu olarak Tanrı’yı ve onun yazdığı kaderi sorumlu tutması Anadolu’daki  özellikle Adana yöresindeki insanların bir kısmının dinselliğinin bilindik din anlayışından farklılığı ortaya koyar. Burada anlatıcı folklor ve sosyolojinin verilerini ustaca geçirmiştir romana.

Birinci ve ikinci dünya savaşı yılları, 48’lerde başlayan Amerikancılık, traktörlerin tarıma girişi, Amerikan makinelerinin tarıma girişi, büyük sanayicilerin ve ihracat yapan büyük toprak sahiplerinin ekonomiye egemen oluşu, topal eskicinin işlerinin kötüleşmesine kısa değinmelerle ele alınmış ve burada da ekonomi ve tarih biliminden yararlanılmıştır.

Yapıtta anlatıcı ilahi ve gözlemci bakış açısını kullanmaktadır.

Romanın Özeti:

      Mahallede eskicilik yapmakta olan topal kazanılan paranın azlığından yakınmakta, çocuklarına sürekli küfürler etmekte, hayatı kendisine ve çevresine zindan etmektedir.
Topal eskicinin karısıysa mahalledeki diğer kadınlar tarafından sürekli aşağılanmaktadır.  Son olarak işlerin kesat gitmesi ve dükkanın fazla kişiyi kaldıramaması nedeniyle  büyük oğlanı işten kovunca küçük oğlan babasına kızar ve ağabeyiyle başka bir işte çalışmak ister.

Ağabeyiyle birlikte babalarından bağımsız açacakları yeni ve seyyar  bir dükkanın hayalini kurarlar. Ancak bunun için paraya ihtiyaçları vardır. Bu parayı denkleştirmek için kütlü (pamuk) toplamaya gitmeyi düşünürler.

Baba küçük oğlanı çok sevmekte oğlanın aklına başka yerde çalışma fikrini büyük oğlanın soktuğunu düşünmektedir. Fikirlerini öğrenince o da karısıyla ve kızıyla oraya gelmek istediğini söyler. O ve karısı da gelirse güçler birleşir daha çok para kazanılır ve işi çevirebileceğini düşünür. Bu fikri çocuklarına açar. Açacakları yeni işte kendilerine karışmayacağının güvencesini verir.

Küçük oğlanın aklına yatmasa da bu fikir çocuklar tarafından kabul görür. Özellikle büyük oğlan babasını kıramaz ve kabul eder. Adana’nın yerlileri için kütlü toplamak bir itibar meselesidir. Ancak gelecekteki durumlarını hayal ederek yola çıkarlar. Hep birlikte bir kamyonun kasasında tarlaya kütlü toplamaya gelirler.

Tarlada geçen günler boyunca Zeliha onları tarlaya getiren kamyoncunun yardımcısı Ünal’a aşık olur. Ayşe de çocuk olmasına rağmen Ünal’dan hoşlanmaktadır. Küçük oğlan Ali, Ünal’a gıcık olmaktadır.

    Günler bu şekilde geçip giderken Topal Eskici, paraların giderek suyunu çekmesi ve rakı alamadığı için bir sineğe küfür eder. Zaten babasının yanlarında gelmesinden hoşnut olmayan küçük oğlan babasıyla tartışır ve yatağını toplayıp abisinin yanına yerleşir. Baba bu olaydan da büyük ağabeyi sorumlu tutar ve oğluna yumruğu indirir.

Ali babasının bu yaptığı üzerine babasına kendilerini yanında istemediklerini söyler ve o günden sonra baba, karısı, Zeliha ve Ünal tekrar şehre dönmeye karar verirler. Tarlada kalanlar sıtmayla perişan duruma düşerler. Üstelik elçi topladıkları kütlüyü tartmış ve tarlaya gelmeden önce aldıkları avansın yarısını bile çıkaramadıklarını söylemiştir. Bütün ümitler, seyyar eskici, duvarları resimli araba hayalleri  bir anda yıkılır. Bu arada küçük oğlan Ali oraya kütlü toplamaya gelen Zeynep’e aşık olur. Kendi aralarında sözlenirler. Çukurova’nın şartlarına daha fazla dayanamayan ve hastalık ve açlıktan perişan olan kardeşler yeniden şehre dönüp babalarına sığınırlar. Babası da eski huysuzluğunu bir yana bırakarak çocuklarının yeniden sağlığına kavuşması için tüm varını yoğunu satar.  Onları küçümseyen komşular da artık yardım eder hale gelmişlerdir. Hep birlikte iş aramaya başlarlar.

Eskici ve Oğulları

Yazar: Orhan Kemal 

Yayım Yılı: 1962

Etiketler

Mehmet Yıldırım

BANÜ/ Türk Dili ve Edebiyatı - ATAUNİ/ Yeni Medya ve Gazetecilik

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı