EdebiyatKültür

Hayat Böyledir Arkadaş

Hayat böyledir arkadaş

Doğmayla başlarsın hayat denen bu yarışa. Tıpkı her canlının yaptığı gibi. Sana önce ayakta durmayı öğretirler, sonra yürümeyi. Baktılar bu da tamam; koşmayı öğretirler sana, öğretir bu hayat. Artık yola koyulma vaktidir, başlarsın böylece o sonu gelmeyen maratona.

 

Koşarsın

Sarhoş insanların koşmasına benzer koşman. Daha çocuksundur çünkü, yenisindir bu koşuda. Düzgün koşmayı öğretirler sen çocukken; kâh süründürerek, kâh güldürerek. Her darbede daha da düzelir adımların, her kahkahada doğru yaptığını anlarsın.

 

Koşarsın

Yıllar geçer, koşarsın. Artık ergenliğinde bir gençsindir; ruhun, kafan, bedenin karışır. Hani ayakkabı bağcığını yanlış bağlarsın veya kördüğüm yaparsın ya, öyle karışır hayatın. Yada sana öyle gelir. Kısa kısa boşluklar girer hayatına; dinlenmek istersin bu sana fırsat gibi gözükür. “Dinlenebilirim, nefes alabilirim.” Diye geçirirsin içinden. Tam bu sırada herkese olduğu gibi, sen temponu yavaşlattığın anda depara kaldırır seni hayat. Koşman gerekir, seni bunlara iten hayallerin vardır çünkü. Onların peşinden koşarsın.

 

Koşarsın

Üniversiteye gelmişsindir. Durmaya müsaade var mı? Tabii ki hayır! Bu sefer üniversiten yapışır yakana. Tıpkı savaş alanında şok geçiren bir erin tokat yemesi gibi tokat yersin durmaya çalıştıkça. Vizeler, finaller, artık iyice hayatın içinden olan muhabbetler, kavgalar ve daha niceleriyle boğuşursun koşarken. Sonrasında ayağın takılır bir yerlere, yere kapaklanırsın hayatının çoğu kısmında olduğu gibi. O sırada sana bir el uzanır. O eli tutup bir daha bırakmazsın, hayatının aşkını bulmuşsundur. Seni kaldırdığında o da saf olur yanına. Beraber koşmaya başlarsınız.

 

Koşarsınız

Yıllar geçer. Orta yaşlara varırsınız. Çocuklarınız vardır belki. Artık dairesel koşmaya başlarsınız. Çocuklarınız yeni başlamıştır çünkü bu yarışa. Onlara yürümeyi öğretirsiniz. Tembihler, nasihatler, azarlar ve daha niceleri dökülür ağzınızdan. Tıpkı ailenizin size öğrettiği gibi, belki biraz ekleyerek. Tabii onlar öğrenirken, siz yorulmaya başlarsınız…

 

Koşarsınız

Yaşlanmaya başlamışsınızdır. Yorgunlukta iyice baş göstermiştir sizde. Hayatın açtığı yaralar da derinleşmiş, sızlıyordur. Emekli olursunuz. Artık yorgunluktan bitap düşersiniz. Bu sebepten dolayı hayatınızın hızı düşer, koşu hızınız azalır. Hayat da artık fazla itmez sizi arkadan. Fazla ihtiyacı kalmamıştır çünkü size. Koşudan yürüyüşe geçersiniz. Tabii çocuklarınız da fark atmaya başlar size, yetişmeye çalışırsınız.

 

Yürürsünüz

Artık takatiniz kalmamıştır. Yürüyorsunuzdur ama, yürümek bile size zor gelir olmuştur. Torunlarınız olur. Hayat artık sizi hiç dürtmüyordur. Ancak siz zorlarsınız kendinizi. Torunlarınıza, evlatlarınıza yetişmeye çalışırsınız, daha doğrusu debelenirsiniz. Sonrasında tükenirsiniz. Son gücünüzün bile tükendiğini hissedersiniz. Bırakın yürümeyi ayakta durmak bile zor gelir olmuştur artık. İşte o acı anda anlarsınız evlatlarınıza da, torunlarınıza da yetişemeyeceğinizi. Artık hayat size dur demektedir.

 

Durursunuz

Sevgiyle evlatlarınıza bakarsınız arkadan. O anda gözlerinize doluşur yaşlar. Dizlerinizin bağı çözülür o anda. Dizlerinizin üstüne çökersiniz. Evlatlarınız, torunlarınız, çevreniz herkes bir anda size doğru koşarlar. Sizi düşmeden dizlerine yatırırlar. Onların hiçbir zaman durmak istemeyeceği türden bir mola olursunuz onlara. Hepsinin yüzlerine bakarsınız yattığınız yerden. Huzur dolusunuzdur. Çocuklarınız ise hüzün. Yumarsınız gözlerinizi ve sessizce meçhule doğru açılırsınız hayat limanından, bir daha dönmemek üzere…

 

İşte hayat böyledir arkadaş

Böyle karışık, böyle zorlu. Her türlü muameleyi uygular sana. Sonra da tekmeler seni atar. Tabii sana sunduğu ödüller de vardır ki, onlar hayat seni tekmelediğinde dahi hayatının anlamlılığını oluştururlar…

Etiketler

Mehmet Akif Özgürer

17 Yaşında basit bir Türk genci.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı