KültürYaşam

Kim Ensar, Kim Muhacir?

Kim Ensar, Kim Muhacir?

2011 yılının Mart ayında, her şey normal gidiyordu. Hepimize lanse edildiği gibi, hiçbir sıkıntı yoktu. Haber bültenlerimizde milyonluk pırlantaların indirimle satışa çıkarılmasından, estetik cerrahisindeki yeni gelişmelerden, her kafadan ayrı bir ses çıkan ve her zaman kendisine ufak da olsa yer bulan gündelik gelip-geçici sorunlardan, siyasilerin birbirine laf sokmasını; büyük bir gelişmeymişçesine 1 saatlik haber programlarının 30 dakikalık bir bölümüne yaydıran “hasıraltı yapmak için gerekli olan hasır” tipi haberleri görmekteydik. Aynı süre zarfında her zaman tekerrür eden ve yine etmesine göz yumulan bir olay gerçekleşti. Suriye’de, Türkiye’nin dibinde protesto sesleri azalmış, yerine silah sesleri artmıştı. Bir iç savaş başlamıştı. Kim ensar, kim muhacir?

8 Yıldır devam eden bu savaş süresince sanıyorum en çok zarar gören millet ilk 3-4 yıl Suriyelilerken, kalan yıllar boyunca ziyadesiyle Türkler olmuştur. En çok şehit verdiğimiz Terörizm faktörünün yuvalandığı ülkelerden birisi olan Suriye’den milyonlarca Suriyeli, ülkemize neredeyse hiçbir denetimden geçirilmeden “Mülteci” daha doğrusu halkın dini duygularını harekete geçirecek sihirli sözcük olan “Muhacir” olarak ülkemize girdiler. Biz de tabii ki “Ensar” kardeşleri olarak onlara bağrımızı açtık ve onları muhafaza ettik.

muhacir

Bu günlerde ise ülkede enflasyon her geçen gün artmakta ve ülkedeki her sektörde büyük bir yavaşlama, gerileme veyahut duraksama görülmekte, bir sürü firma konkordato talebinde bulunmakta reddedilirse iflas etmekte ve işsizlik sayısı her geçen gün artmakta. Hal böyleyken; çoluğunun çocuğunun sağlığı, eğitimi vs gibi asli ihtiyaçlarını karşılayamayan insanlarımız artmakta, dayanacak gücü kalmayanların intihar ettiği görülmekteyken; ülkemizin güvenliğini sağlayabilmek için Suriye’de Mehmetçiklerimiz savaşmaktadır.

Bu esnada Suriyeli “Muhacir” kardeşlerimiz sahilde nargilesini tüttürmekte, elalemin karısını, kızını taciz etmekte, orada burada “Kafa Kesecem!” diyerek dolaşmakta, lüks içinde yaşamakta ve sefa sürmekte, her bayramda da “Savaştan kaçtıkları Suriye’de bayramlarını kutlayıp, yıllardır memleketleri olan(!) Türkiye’ye dönmektedirler. En can alıcı ve kesin olarak “Heh! Hakikaten bu adamlar mülteci değiller.” Dedirten olay ise 27 Temmuz günü yaşandı. Misafir oldukları şehir İstanbul’dan kayıtlı olmayan Suriyeli kardeşlerimizi çıkarmak kararını alan valiye karşı mülteci, misafir kardeşlerimiz tarafından protesto düzenlendi. Misafir umduğunu değil bulduğunu yermiş sözü de bu eylemle birlikte anlamsızlaşmış oldu.

 

Ne Kadar Acıdır Ümmet Propagandasıyla İnsanların Vicdanlarını Kurcalamak!

muhacir

Bir bataklık gibi bir türlü çıkamadığımız bu dini sömürü meselesi her zaman olduğu gibi bugün de peşimizi bırakmamakta ve kendine bir şekilde yer bulmaktadır. Ümmet kardeşiyiz diye pankart açan insan evladı! Ümmet kardeşi sen olabilirsin, ben olabilirim, belki ülkenin %80’i olabilir ancak; Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir. Çoğunluğu, vicdanlarıyla oynayarak arkana alamazsın! Ayrıca ümmet kardeşi kavramıyla, din kardeşliğine sığınarak artık bir yere varamayacağımızı anlamak gerek. Bugünlerde ümmet kardeşi dediğimiz insanlar hep bize karşı kuyu kazma çabasına girdiler, hala da girmekteler. En basit örnek Filistin. İsrailliler tarafından katledilen, zulüm gören Filistin. Doğu Akdeniz’de bizim doğalgaz arayışımıza karşı olan ülkelerle birlikte bir araya geldi. Kendi ülkesinin sorunlarıyla ilgilenenler var sonuçta(!).

Kısacası ümmet kardeşliği kavramı artık içi boşaltılmış bir kavram haline gelmiştir. Tıpkı diğer din sömürüsü yapılan sözler ve kavramlar gibi…

Yazımı Atatürk’ün Nutuk’ta o zamana ait bu konuyla alakalı belirttiği bir sözüyle bitirmek istiyorum;

“Bunca yüzyıllar olduğu gibi bugün de ulusların bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak bin bir türlü siyasi ve kişisel amaçlarla çıkar sağlamak için dini alet ve amaç olarak kullanmak girişiminde bulunanların, içteki ve dıştaki varlığı, ne yazık ki bizi bu konuda söz söylemekten henüz uzak bulundurmuyor. İnsanlıkta din konusundaki uzmanlık ve derin bilgi her türlü yanlış inançlardan arınarak gerçek bilim ve tekniğin ışıklarıyla tertemiz ve mükemmel oluncaya kadar, din oyunu aktörlerine her yerde rastlanacaktır…”

Tuhaftır, sanki şimdi söylenmiş gibi güncel bir söz…

Etiketler

Mehmet Akif Özgürer

17 Yaşında basit bir Türk genci.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı